SARI YAPRAKLAR
Kapı çaldı. Sessizce kapıya yöneldi. Mercekten dışarıya göz attı. Kimseler yoktu. Bir müddet bekledi. Kimsenin olmadığına emin olunca yavaşça kapıyı araladı, kapı aralığından göz attı son defa. Artık emindi, kimse yoktu. Ölüm sessizliği hâkimdi bahçeye. Öyle ki akasya ve ceviz ağacından dökülmüş yaprakların hışırtısından başka ses seda yoktu. Dışarı adım attı ürkekçe. Kapının önündeki paspasın üzerinde biriken sarı yapraklar ve ufak dal parçalarından çıkan çıtırtıyla irkildi. Ayağını birden çekip çıtırtının farkındalığıyla diğer ayağını da kaldırıp dışarı çıktı. Eli hâlâ kapının pervazına dayalı, âdeta güç alıyordu pervazdan. Elini pervazdan çekti, kapının sürgüsünü dışarı çekip kapının kapanmamasını sağladı. Tek başına ayakta ve dışarıdaydı artık. Kararlılıkla birkaç adım attı, sonra aniden durdu. Sokağın başından bir kamyonet sesi duyunca geri adım attı, pervaza elini yasladı, içeri yöneldi. Kamyonet, sesiyle birlikte ara sokaklara dalıp uzaklaşmıştı. Rahat bir nefes aldı.
Devamını Oku






